hoş geldiler!

hepsi otuz beş saniye sürmüş, önce biriniz, hemen diğeriniz; bozup rahatınızı, almışlar aramıza. ben varana kadar dünyadaki ilk odanıza, ağlamış giyinmiş susmuşsunuz bile. fotoğraflar var elimde, bakakalmışım öylece gördüğümde, bakışımdan belli, anlamamışım pek bir şey, şaşakalmışım. şaşkınlık gider gitmez üstümden, bir tuhaf duygu almış yerini; burnum kızarmış, kocaman bir palyaço burnu gibi yüzümün orta yerinde, belliydi zaten bakamayışımdan kimseye, ağlamışım.

kaç dakika sürdü acaba, hatırlamıyorum, mayıstan geçtim, haziran oldum, yıllar sürdü. kavaklıdere'de dut ağacı buldum, iki tane. en son yediğimde çocuktum, ağaçlara çıkar, dalları sallardım, sayarak yedim duvarlara çıkıp, sırayla, ikinizin birer ağacı. yukarı çıkıp, odanızdan görünen bu çelimsiz ağaçların üzerine isminizi geçirdim, kavaklarda izim kalmadı, hepsinin kabuğunu kendim çizmiştim ellerimle, hepsini sildim... şımarık baharları özlerdim her mevsim, yağmurlarla paklanan bir güzel yaz buldum, korkuyordum ya hep gelmenizden, eski korkuların hepsini dutlarla yuttum.
kızım, doğdun. benzemedin bana hem, ah sen, ne güzelsin... adını bulduğumda daha kendim çocuktum, garipsediler, vazgeçerim zannettiler, toydum; yirmi yıl geçti neredeyse, inadım inat, koydum. başka hangi adları nasıl sevdim, hepsini unuttum, ama mavi, küçük güzel elma kurdum, bilsen ben seni gördüğüm an neleri yeniden buldum. adının başına bir de işaret koydum, merakımdan sözcüklere, çok lisanlar duydum, kızım, hepsinin başı sen. çok şarkılar dinledim, büyülü sevdalarla kalemler biledim hep, çok şiirler okudum, yazdım yazdım bozdum, kızım, hepsinin sonu senmişsin meğer. neler taşıdı çürümedi omzum, çık, istersen eğer, senindir artık, ömrümce...

oğlum, sen istersen benze demişim, bu kadarını tahmin edememişim. önümde iki resim kaç gündür, kimi bulduysam sorup durdum, sonunda ikna oldum. ama endişelendirme beni, düşünüp durur bakışların var, elin yanağında, şimdiden var mı aklın, varsa neler aklında. benden güzelsin sen, daha güzel şeyler olsun hep hayatında, canını sıkıp kafanı yorma fazla, cevap bulamayacağın soruları sorma boşuna. beceremediklerimi yapmaya gelmedin, aman ha, yanlış anlama. istediğim şey yok, istediğin olsun hep, ben elinden tutup yolunu açmaya varım yanında, önünde değil. arkamdan gelme, uzun gelir yollar, üzülür yorulursun, ama korkma da bunlardan; ne zaman lazımsa çık, boş bir omzum.
gelir gelmez siz, bütün yüzükleri çıkardım. üzerinde "bebek" yazan renkli plastik yüzükler var elimde şimdi, takamam, avcumda öyle duruyorlar. herkesi aldım artık bugün kalbime, siz durun, siz kalbimi teslim edeceğim ellersiniz taptaze, bir çift sapasağlam, güçlü, ve bir çift narin, şefkatli. şimdi bütün renkler sizin üzerinizde, artık hepsi mavinin tonları sadece, sesinizin tonları bütün nehirlerin gürültüsü, gökyüzünde ne varsa, gülüşünüzde...

ikiniz, geldiniz, miniciksiniz...

gözlerinizi diktiğinizde gözlerime, yenilmez kocaman ordular gibisiniz, zihnimi, kalbimi, dizlerimi fethettiniz. elleriniz dudaklarıma değdiğinde lezzeti evrende yok iksirler gibisiniz.

göğsümün üzerine boylu boyunca yattığınız zaman, kalbimi durduran gözlerimi karartan uykuları canlandıran küçük parlak alevlerimsiniz. ağzınızı açtığınızda evrenin en güzel sesi çıkacak sanki, kokunuzu hatırlatacak çiçek yok.

siz ikiniz, geldiniz çarptınız beni defalarca, bölüne bölüne küçülmüş ruhumu topladınız avuçlarınıza, kim girmişse kalbime çıkarıp attınız, kalbimi çekip durduğu yerden, teslim aldınız.

siz bebeklerim, gün ışığısınız bana, nereye çevirsem kafamı, gözüme en yakın. güneşsiniz ayrı ayrı, ne zaman çevirsem gözlerimi üzerinize, kamaşır büzüşürler. artık ağlamaz dediğim gözlerim, paylaşıp birer birer, ne kadar derin kuyular açtınız ki diplerine, kuruttunuz...

ben aşka tarif aradım bunca zaman, nerede ararken sizde buldum.

ben büyülü yazılarımı zarif sayardım, kafamın içlerinde kalemler kağıtlar saklardım, hepsini kırıp yırtıp attım.

ben bütün muskalarımı yanımda taşırdım eskiden, kimse bilmez öykülerimi kuğulara anlatırdım, aynı kavşakta bir aşka düştüm şimdi yeniden.

ben aşka düşünce kalkamazdım, siz gelmeseydiniz çocuklar, ben herhalde bu kapkara kuyudan çıkamaz, bu uykudan hiç uyanamazdım.

şimdi ben bu defa, istiyorum ki artık hakkınca sevebileyim, şimdi ilk defa, bekliyorum ki sevecek beni birileri, öylece, olduğum gibi, hiç ellemeden, üstümü başımı düzeltmeden.

şimdi artık biliyorum ki az sevmişim herkesi, ne sevmeyi becerebilmişim, ama ne esip gürlemişim, ne bakmayı, dokunmayı...

şimdi çocuklar, sanırım çok uzak ölmek. tam şu anda güzeller, siz uykudaki melekler, kollarımdan tutup beni atacaksınız havaya, nereye düşsem oradasınız artık.

şimdi ben yazacak bir çift laf tutuyorum aklımda, şimdi artık zamandır, gülüp oynayalım, geldiniz işte; esas kız, esas oğlan, şimdi çocuklar, sonunda bir büyülü romandır küçük ucuz hikayeden hayatım.

siz, nelere vesile oldunuz, sesimi yüzümü unutmuşlara ne güzel cümleler kurdurdunuz.

gün doğmadan uyandırdınız beni bir sabah, yıllardan sonra, gece uyutmadan, daha doğmadan.

şimdi geceleri uyandırmadan beni melekler gibisiniz, hiç uyutmadan nasıl becerip başınızda nöbetlere dikersiniz, daha yüzüme gülmeden, belki kimim bilmeden hem de, daha dile gelmeden hem de. siz böyle durduğunuz yerde, nelere kadirsiniz...
bir defa daha cesaret edebilir miyim oturup sizi yazmaya, çabalamaya? bilemem oğlum, kızım, sanmam. sanki şu ömrümün tek marifetisiniz, siz, tarifsizssiniz. inanın çok denedim, yazdım yazdım sildim; ne yazdıysam eksik, nasıl yazsam yavan. şimdi desem ki ben, aldım kalemi elime, bebeklerimi yazdım, bildiğin yalan.

şaşkın babanızın dili bu kadar dönüyor işte, yine de yazdım, iyi kalpli melekler değil misiniz, herhalde af edersiniz.

10 yorum:

ELÇİN'İN YERİ dedi ki...

MERHABA

öncelikle yazınızı ağlayarak okuduğumu yazmak isterim ...ellerinize yüreğinize sağlık

okurken içimden defalarca maşallah allah sağlıklı anneli babalı büyümelerini nasip etsin kuzucuklara dedim

ve izninizle bloğumda bu yazınızı yayınlamak istiyorum


sevgiler

gençbiranne dedi ki...

soluksuz okudum gözlerim doldu
allah bir ömür ayırmasın sizi....

Birol Özdemir dedi ki...

çok teşekkür ederim güzel sözleriniz ve dilekleriniz için. ve evet, elbette yayınlayabilirsiniz, memnun olurum

NihaL dedi ki...

Bir babanın yüreğinden evlatlarıyla ılgılı dokulen kelımeler ne kadar güzelmiş bende Elçin han. sayesınde okudum yazınızı evet bende gözyaşlarıma engel olamadım umarım eşiniz ve cocuklarınızla daha nıce mutlu günler yasarsınız

gözde dedi ki...

Çok sanslılar senin gibi babaları oldugu için.cok duygulandım.
Dassana

Birol Özdemir dedi ki...

niyetim kimseyi ağlatmak değildi elbet. ama olsun, duygulanmak gerek bazı değil mi. teşekkürler.
bu arada dassana'cığım, senin profilini görememem ayıp değil mi? :)

gözde dedi ki...

a-a gercekten mi :)Kontrolden geciririm simdi bir hata olmus demekki ;)

Birol Özdemir dedi ki...

bir de dalga geçiyo bak! "Profil Uygun Değil" gözdecik! :)

Adsız dedi ki...

Hello, I think your blog is epic. Congrats.
Best Online Games

Lütfi MUTLUER dedi ki...

Maşallah Allah bir ömür beraber eylesin.

Bu arada tarafımdan mimlendiniz, mim adresi: http://www.anindayorum.com/2010/11/55-sayfadan-mim.html

bak buraya

Related Posts with Thumbnails