simsiyah harflerle bağırıyor günlerdir, bütün gazetelerden televizyonlardan isyanlar yükseliyor, bu medya en büyük dostumuz! erzincan'lıyım ben, 39'da ölenlerin sayısını biliyorum da 92'yi hatırlamakta zorlanıyorum. çok olmadı adana yıkılalı, alın kameralarınızı mikrofonlarınızı çıkın sokağa, sorun bakalım kaç can gitti orada bina temellerine. yanında ama hülya'nın son kavgasını, bülent'in kocasını da sorun, oktay'la serdar'ı, bakın bakalım hangisini bilecekler, bir düşünün bakalım, neden? bu medya bu halk için ilk defa birşey yapıyor -gibi görünüyor- ise, neden bir kerecik olsun kendi suçunu bağırmaz. en iyi bilen değil midir, hafızası yok bu toplumun, e paranın kölesi medya, susurluk'u unutmakta bu toplum, görmüyor musunuz. bu profesörleri ilk defa görüyoruz mesela, sevda'nın seda'nın götüyle kapladınız ekranlarınızı, yedikleri çok önemliydi. hatırlamaz bu toplum elbet adana'yı, hatırlamayız civanları horzumları, yüzüne asbest süren bakanları, dikili ağacı olmayan papatya çocuklarını. mercümekleri, çöplüklerde madenlerde patlamaları hatırlamayız, hakan şükür'ün, hande ataizi'nin, elbette nadide sultan'ın bombalarını patlattınız, ağaç kabuğu gibi hafızamız, ucuz bıçaklarınızla iboları kazıdınız hep. bekliyorum ne zaman ağlatacaksınız yapış yapış starlarınızı. yine de tebrikler, el kadar çocukların yüz küsur saat sonra canlı çıkması kadar şaşırtıcı şu haliniz, umarım çok sıkıntı çekmezsiniz.
tek bir umut doğuruyor bu yıkıntılar, kameralara bakıp valisine "gelmesin buraya o adam!" diye bağıran genç, bakanın yardımını istemediği gavurlardan alkışlarla, gözyaşlarıyla özür dileyen, hayatta kalmanın yüzüne bıraktığı küçücük gülümsemeyle teşekkür eden bu halk, onlarca yıldır sırtında bağdaş kuranlara ağız dolusu küfreden anneler, babalar, evlatlar, sanki silkinecekler gibi görünüyorlar. canını, canlarını ve ölülerini tırnaklarıyla güneşe çıkaran bu insanlar, onurlarıyla, acılarıyla yıkacak gibi bu aşağılık siyaseti, bu pis politikacıları ve sakat bürokrasiyi, tüm bu iğrenç düzeni. ilk defa farkındalar sanki sömürüldüklerinin, emek, inanç, duygularının bu tuhaf yaratıkların gözünde sadece paraya dönüştüğünün, çocuklarının, ana babalarının tek bir sayıdan ibaret olduğunun. bir umut doğuruyor bu yıkıntılar içimde, yıkıntılar arasında savaşmıştı kurtuluş için bu ülkenin insanları, belki yeniden.
bu böğüren hayvanların sesini duyan yok mu?
5 yorum:
Brilliant blog, I hadn't noticed birolozdemir.blogspot.com earlier in my searches!
Carry on the fantastic work!
ne acı
Ben almanyadan sevgi, gercekten cok guzel bir blog, eger twitter veya facebook sayfasi varsa hemen
ekliycegim.
Wow neat! This is a really great site! I am wondering if anyone else has come across something
exactly the same in the past? Keep up the great work!
twitter'da daha sık yazabiliyorum: http://twitter.com/birolozdemir
thanks to anonymous foreigners btw.
Yorum Gönder