bakmayın öyle durduğuna, iyi birisidir aslında. belli canı sıkkın bugünlerde, yoksa böyle kötü bakmaz etrafına, tanırım kendisini, sanırım bir şeyler ters gidiyor, ya da her şey havada. bilseniz bu adam ne acayip şeyler yaşamış zamanında, o zamanlar bile öyle güzel bakarmış ki sağa sola, gülmekten morarırmış etrafındaki herkes, şakakları ağrırmış şafaklar sökene kadar, oysa o zamanlar bu adam güneşi göremiyormuş hiç, ve hep sırılsıklammış terden, bazı arkadaşları türlü numaralar çekiyormuş buna, hiçbiri sökmüyormuş. canı hiçbir şey çekmiyormuş ama gülüyor gibi yapıyormuş herkes uyuyana kadar, kimsenin uykusunu neşesini kaçırmak istemiyormuş. kendine verdiği görev, sızma durumu oluşana kadar herkesin uykusunu kaçırmak ve kalan vaktini içine içine dökerek, hüngür hüngür ağlamakmış. ağlamak bunun annesinin adıymış ve zekâyla ilgili genler anneden geçiyormuş çocuğa, bununla kalmalıymış ama kalmamış, bir de “eq” denilen bir zekâ türü varmış, bu adamın gözü tokmuş aslında ama dut buldu mu arsızlaşırmış birden, tutmuş, annesinin saçlarından beyazlar ve gözlerinden kırışıklar içinde yürüyen damlalar almış, o zamandan beri kendini hayli salmış, yoksa iyi biridir aslında, sesi çıkmıyor hiç, baksanıza, ne kadar acayip insanlarla geziyor ve hepsine de iyi davranmaya çalışıyor, belki çıldırmak üzeredir, bu kadar çok kötü kalpli insan arasında bulduğu üç beş parça mutlulukla yetiniyor, deliriyor olabilir, hayret ediyorum, nasıl dayanıyor?
aldanmayın kalabalığa, bir çember içinde daralıyor, çember, bir noktaya eşit uzaklıktaki bütün diğer noktaların halay çekmesiyle oluşuyor ve merkezde işte o bir nokta var, yapayalnız ve bir
saat yönüne bir tersine çekilen halayları izlemekten başı dönüyor, hırsa kesmiş halay başı, döndürdükçe döndürüyor, bütün diğer noktalar el ele tutuşuyor ama bunun tek sebebi ona eşit uzaklıkta olmaları aslında, yoksa çoğu tanımaz birbirini, hepsi onun sayesinde ama elini tutan yok, herkes oyunda, eğlencede.
başı döne döne izliyor, çevrilen bütün çemberleri, bütün oyunları başka noktalar oynuyor, şaşıp kalıyor ve o kadar iyi birisi ki aslında, yüzündeki ifadeye aldanmayın, bütün bu olan bitene rağmen oyunu bozmak istemiyor, kıpırdamıyor bir yere, almışlar ortaya dalga geçiyorlar, fark etmiyor mu, ediyor, sevildiğini varsayıyor, daraltıp daraltıp çemberi genişletiyorlar, mesafeler kısalıyor sanıyor, bakıyor ki açılıyor birden, sıkıntılarının hepsini küçücük çemberin içine atıyor, nokta şiştikçe yakınlaşır gibi oluyor, ona öyle geliyor, dışına çıkamadığı gibi içinde de yer bulamıyor, yine de gülümsüyor…
aldanmayın kalabalığa, bir çember içinde daralıyor, çember, bir noktaya eşit uzaklıktaki bütün diğer noktaların halay çekmesiyle oluşuyor ve merkezde işte o bir nokta var, yapayalnız ve bir
saat yönüne bir tersine çekilen halayları izlemekten başı dönüyor, hırsa kesmiş halay başı, döndürdükçe döndürüyor, bütün diğer noktalar el ele tutuşuyor ama bunun tek sebebi ona eşit uzaklıkta olmaları aslında, yoksa çoğu tanımaz birbirini, hepsi onun sayesinde ama elini tutan yok, herkes oyunda, eğlencede.başı döne döne izliyor, çevrilen bütün çemberleri, bütün oyunları başka noktalar oynuyor, şaşıp kalıyor ve o kadar iyi birisi ki aslında, yüzündeki ifadeye aldanmayın, bütün bu olan bitene rağmen oyunu bozmak istemiyor, kıpırdamıyor bir yere, almışlar ortaya dalga geçiyorlar, fark etmiyor mu, ediyor, sevildiğini varsayıyor, daraltıp daraltıp çemberi genişletiyorlar, mesafeler kısalıyor sanıyor, bakıyor ki açılıyor birden, sıkıntılarının hepsini küçücük çemberin içine atıyor, nokta şiştikçe yakınlaşır gibi oluyor, ona öyle geliyor, dışına çıkamadığı gibi içinde de yer bulamıyor, yine de gülümsüyor…
“bakmayın siz güldüğüme, sinirimden.”
0 yorum:
Yorum Gönder