kuzularım, geliyor musunuz...hiç bilmiyorum henüz nasıl seveceğim sizi, yarın öğrenirim belki, ama sanki yine bilemeyeceğim nasıl seveceğimi, incitip incitmeyeceğimi dokunurken.
bildiğim bir şey yok, az çok tahmin ediyorum olacakları, ayırt etmeden dama atacağımı herkesin ayağındaki her pabucu mesela. hiç mesela, sevdiğim bir şey yok sizi sever gibi.
korktuğum bir şey yok üzülmenizden başka herhalde, kırılmanız kadar, yok yüzünüzdeki gülücüklerden başka düşündüğüm.
siz geliyorsunuz ya şimdi bebekler, ben gidiyorum. yıllar sonra yeniden var oluyorum gibi, dönüşüyorum, başka bir şey oluyorum şimdiden. sorsalar ne olduğumu, bilmiyorum, öyle sandığım şeylerin böylesini, aslını öğreneceğim belki. içimde artık başka bir şey yok, burnum, kulaklarım tıkalı, aldığım tek koku yok, duymuyorum varsa eğer sesleri. bunca zaman nereye değdi dudaklarım, bütün tatları unuttum, tuttuğu kalemi hissetmiyor elim, öylece bekliyorum: incecik sesiniz, taptaze kokunuz, yanaklarınızın tadı ve eşsiz yumuşaklığı minik ayaklarınızın, gördüğüm bir şey yok şu an, bilseniz...
ama hatırladıklarım var kafamda çocuklarım, güzel kızım, güzel oğlum, sisli puslu hayal meyal görüntüler, öğrendiklerim var, ne kadarı doğru bilmeden. aklımda sadece mutluluğunuz var ne zamandan beri; sudan çıkmış balıklarım nasıl gülecek, aralıksız, ömür boyu. hesabımda kitabımda yalnızca bu var kalbinizin atışını duyalı beri, sizi küçücük fasulyeler gibi gördüğüm gün dün, düşündüğüm başka şey yok.
önümde bir hayali perde, çoğunu hiç tanımayacağınız adamlar kadınlar, oyunlardalar, benim aklım fikrim savaşmadan dövüşmeden gülüşmenizde. rakibini izleyen bir hoca gibi bütün filmleri ileri geri sarıyorum durmadan çocuklarım, takımım sizsiniz, yedeksiz, yalnız ikiniz. bütün oyunları sil baştan gözden geçiriyorum perdede, tek tek, mücadeleye girmeyin diye çirkinlerle, hileli oyunlara yenilmeyesiniz daha çocukluğunuz bitmeden, onlara uyup adaletten ayrılmayın diye. sevincimize neşenize göz dikenlerle, derdi gücü birilerini yenmek olanlarla aynı yerde gezmeyesiniz, hiç kaybetmeyesiniz diye güzel masum bakışlarınızı.
tanıdığımı sandıklarımı ne kadar tanırım bilemem çocuklar, geç geldiniz belki yanıma ama iyidir, anladığım bir şey yok hala hayattan. ama gördüklerim var işte güzellerim, gözden geçirdiklerim, öğrendiklerim var yarım yamalak. ve artık görevlerim var, bildiğim bir şey yok ama yine de bebeklerim, sözlerim var dilimin ucunda, size anlatacaklarım var...
zor işiniz, iyiydi herhalde keyfiniz, ama buraya kadar sudaki gezintiniz. artık nefes alacaksınız, ağlayacaksınız, ("son olsun bu"), yavaşça gözlerinizi açacak, annenize sarılacaksınız... bunu sakın unutmayın, her nefesinizde ve dudaklarınızdaki her gülüşte ve her damla yaşta gözlerinizdeki, annenizi arayacaksınız.
işimiz zor evlatlar, burası bir acayip yer, üzerinde hayvanlar var, bitkiler ve toprak altında, su var, hepsinin ismi var, deniz gibi, hepsi ayrı renk, mavi kimi, hepsi güzel, seveceksiniz. ama en çok insanlarla yaşayacaksınız çocuklar, çok zor işiniz; "insan"ı sevmeden insanları sevmeye çalışacaksınız, "insan"ı anlamadan insanlığı öğrenmeye, bir tanecik olsun insan tanımadan ölmemeye.
tanımak isteyeceksiniz insanları elbet, isimleri var, sıfatları var hepsinin, anlaşılmaz hırsları, bitmeyen istekleri, öğreneceksiniz, renkten renge girecekler şaşılacak hızla, önleyemezsiniz, sıkmayın sakın tatlı canınızı.
arkadaşlarınız olacak yavrularım, bazıları arkadan taşlayanlarınız bir gün aniden, siz farketmeden, hala sırtınız dayalı zannederken canınızı yakacak bile isteye.
öğretmenleriniz olacak okulda, sokakta, her yanınızda, hepsi bir şeyler söyleyecek size. yönünüzü göstermeye çalışacak kimi, kimi tuhaf şeyler anlatacak, çok sonra anlayacaksınız ki saçma sapan. çok başka şeyler de öğreneceksiniz ordan burdan, hangisi iyi hangisi kötü kendiniz seçeceksiniz, ama her koşulda kafanız karışacak.
bir sürü akrabanız olacak ister istemez, kimi uzaktan sevecek sizi, kimi tuzaklar serecek öpücükleriyle yanaklarınızın altına, anladığınızda kanınız beyninizde toplanacak, sakin olun, kapatın gözlerinizi, biraz uzanın, kalktığınızda hepsi yok olacak.
belki patronlarınız ya da ortaklarınız olacak, belki çalışanlarınız, meslektaşlarınız. ortak çıkarlarınız da olacak hepsiyle, ama çakıştığında birbirleri ile, gürüldeyen göklerdeki ışıklara bakarken gözleriniz kararacak ne olduğunu anlamadan.
sevgilileriniz de olacak elbet, ben ne hissedeceğim acaba o zaman, küçüklü büyüklü aşklarınız olacak, dünyanızı durduracak bir zaman olan biten. ama her seferinde bir şekilde, kalbiniz derler ama neresidir aslında tam bilemem, paramparça olacak, ruhunuz bir süreliğine sizden uzaklaşacak.
bir bakıma şanslısınız, buraya gelir gelmez bir kardeşiniz olacak, kafanıza vuran, etinizi sıkan ara sıra, tabaktaki son kocaman çileği kapacak. arabada ön koltuğa diğerinizden önce oturacak yaşınız geldiğinde, oyuncağınızı elinizden alıp ağlatacak, her şeyinize ortak çıkacak bir kardeşiniz. iyi kötü güzel çirkin ne varsa paylaşmayı anlayacak, anlatacak, ne yaparsa
darılmayın, yere en sert düşüşünüzde elinizi o tutacak.
darılmayın, yere en sert düşüşünüzde elinizi o tutacak.babanız olacak, siz görmeden ağlayacak sizi düşünüp, ilk ağlayışınızdan itibaren her sıkıntınızda, ilk gülüşünüzden itibaren her mutlu anınızda. alnınızda kader gibi babanız, ne yapsanız kaçamazsınız ondan, genlerinizin vücudunuzun ruhunuzun birazı babanız, ne yapsanız atamazsınız. atmayın, ne yaparsa tutun zaten, hatalar yapacak, kızmayın, siz hep en çok en iyi en doğru o biliyor zannedeceksiniz belki ama diyorum ya, bir halt bildiği yok aslında. ama yine de olasıdır: hayatta en çok ondan öğreneceksiniz neyi nasıl yapacağınızı, hatta daha çok, neyi nasıl yapmayacağınızı. peşinden gitmeye çalışırken bunu istemediğini, düşüneceksiniz, sizi anlamadığını sıkça... diyorum ya anlamıyor zaten hiçbir şeyi, ama hayatta en çok o anlatacak size düşündüklerini, ne istediğinizi seçmeyi size bırakmaya çalışacak, elinizi tutamasa da zaman zaman, uzakta kalsa da bedeni, veya zihni, aslında peşini hiç bırakmamanıza çabalayacak, uykuları kaçacak, haberiniz bile olmayacak belki, sizden gizli bütün hikayelerinizi bir kenara o yazacak.
anneniz evlatlarım, zaten aylardır anneniz.
ben daha duymazken atışını kalbinizin, onun içinde yankısı vardı çoktan. ben ilk defa görürken küçük kollarınızın hareketlerini, çoktan içinde sancısı. yanıma gelmeden çok önce attınız kapağı yumuşak karnına, üçünüz yaşadıkça sizsiniz artık onun yumuşak karnı.
anneniz oldu bile çocuklar, hep olacak, yüzü neşenizde rengarenk çiçek bahçesi, üzüntünüzde gürül gürül nehirlere yatak. en çok onun içi siz gülünce içine sığmayacak, ağlayınca sızlayacak, yanacak. belki çocuklarınız olacak sizin de, taşırken, doğarlarken, bir bakacaksınız ki tatlı heyecanınız gözlerinde, derin sancınız içinde; yeniden doğuruyor sizi her seferinde. birer ömrümüz var işte, uzun olsun sizinkiler canlarım, güzel olsun, oldukça ömrünüz, bugün gibi içinde kalacaksınız, hiç unutmayın e mi, her nefesinizde ve her damla yaşta gözlerinizdeki, onu arayacaksınız. arkadaşlarınızı, aşklarınızı, hatta kardeşinizi,babanızı kaybetseniz gözden, annenizi ne zaman isterseniz yanınızda içinizde bulacaksınız.
geliyorsunuz işte hayatımın en güzel varlıkları, aklım ali, fikrim elif, bir koca mavi deniz. korkuyorum beni yutacaksınız, geliyorsunuz, sevincim iliklerimde. yarın gözlerime bakacaksınız, bir umudum sizde; içimde ne varsa sevmediğim, ne kaldıysa tarihimden iltihap yüzümün üzerinde, ne biriktirdiysem kırık dökük canıma batan, dalga dalga boğacaksınız, istediğim başka bir şey yok; belki siz sonunda, bütün büyüleri bozacaksınız!
5 yorum:
yok ben bittim!!
ay benbittim mi yazsam ?
"yumuşak karnımdan "vurdunuz beni..
bir ömür mutlu olun dilerim
Banu'nun en yakın arkadaşı bizim de arkadaşımız:) Yarın gerçek bir mucizeye tanıklık edeceksiniz. Hayatınızın en anlamlı gününde duygularını bu kadar güzel ifade eden bir babaya ailesiyle birlikte sonsuz mutluluklar,eşinizede rahat bir doğum dilerim :)
Böyle yazılar bir hamileye çok fazla. Sabah sabah ağlamanın ne alemivardı şimdi. Umarım sağlıkla kavuşmuşsunuzdur bebeklere..
maksadım küçüklerin anasını ağlatmak değildi elbet, ama oldu bir kere, özür dilerim :)
çok teveccüh etmişsiniz, hem övgüleriniz, hem güzel dilekleriniz için, çok teşekkür ederim.
bebelerimiz de bugün 2. kontrollerine gidip geldiler, pek sağlıklılarmış. böyle gidecek umuyorum.
Güzel yazmışsın kardeş,
muziplik olmasa içine serpiştirdiğin sen yazmış olamazdın zaten,içtenlikten uzak olsaydı, senden uzak olurdu bu yazdıkların.Yazında hissettiğim duygusallık, sevme kabiliyetine sahipliğindendir ki inceden inceye işlemişsin.Sevgi olmasa içinde zaten sende olmazdın ,ben yokum der çıkardın.Pratik zekanın ürünü sözcük sanatında da epey yol almışsın vesselam.Espri yeteneği ,erkekte doğuştan gelir sonradan kazanılmaz,Sende de ben kadar olmasada mevcut(!) ,7 inde neysen 70 inde o olacaksın elbet:)
"hoş gelişler ola "
demişsin, hoş gelmişler dostum.Şimdi ben, onları görmeden sever oldum zaten.Avantajları var;senden olanlar en fazla sen olanlardır ve seni seven herkes tarafından da sevilerek başlayacaklardır yaşamaya.
Senden önce Annelerinin duyumsadığından bahsetmişsin;Kalp atışlarını duymak için kulağını kaç kez eşinin yumuşak karnına dayadın ve hissetmek için elinle nasıl dokunuşlarda bulundun ondan bahsetmemişsin:)
güzel mesajlar vermişsin bir bir okudum ,beğendim,bencede öyle...
Yazdıklarını okurken, yüzümdeki gülümsemenin varlığını yazının sonuna kadar taşıdım.
Çok sevindim, mutlu oldum velhasil i kelam;Birolum "BABA" olmuş, ne güzel olmuş,biz çıkalım kerevetine.
Yorum Gönder