babalar...

her yıl, haziran, 3. pazar. kişisel fikrimce saçma günlerden bir diğeri. zaten bu ler-lar günlerinden manalı bulduğum yok. biraz anneler günü, o kadar, ki o bile aslında. sevgiliyseniz mesela, ne yapacaksınız o gün ayrıca, sevişin işte yine. ya da "baba" ise babanız, bu gün ne, niye? annenizse hele adı geçen, günü mü olur, anneniz işte, daha ne! düşünün, dünya çocuk günü bile var, dünyanın çok yerinde ayrı gün üstelik, oysa ki her dünyanın her günü aslında aynı ve sadece çocukların.

ben taze babayım, izleyenler, tanıyanlar biliyor. en son, bebelerim dünyaya gelmeden önceki gün bir yazı yazdım onlara, hoş gelişler ola. karamsar ve acıklı bulanlar oldu, beğenip övenler de. o yazıdan sonra elim tutuldu, ne yazacağımı bilemedim. bilgilendirme olsun işte bu vesile ile: yeni yazı yazmak çok zor, bebelerden bahis dışında. eski yazıları araya atarak, onlara yazacağım yenileriyle karıştıracağım artık herhalde. aslında şu arada fark ettiğim kadarıyla, onlara yazmak kısmı da hayli zor. sürekli not alıyorum, sürekli elden geçiriyorum, ne yazarsam sanki hep eksik, hep çirkin, onlar, o kadar güzeller... ama şu veya bu şekilde, yazılacak elbet, hele bir uykular düzenli hale gelsin, az da olsa.

sadede gelelim. bugün babalar günü. son iki hafta olduğu gibi, bugün de babalıkla geçecek benim için. daha az uyku, daha az gezmeler, daha az bilgisayar, daha az dergi... daha az her şey. daha önce olmadığı kadar çok sevgi buna mukabil. bugün bilgisayar başında harcayabileceğim zamanın tamamını çocuklarımın resimleri, yazılarıyla geçirdim bile. ben çocuklarımla mutlu sevinçli oynaşır uğraşırken bugün, manasız da olsa, babalar günüdür, dünyanın her yerinde her gün ve daha yeni üzerinde yaşadığımız topraklarda geçen gün, bazı babaların çocukları, başka babaların çocuklarını öldürüyor. halbuki, bu -muhtemel zoraki- katil ve bu bahtsız çocukların hepsi, dünyaya ilk geldiklerinde istemsiz hareketleriyle bile, insanları sadece güldürüyor...

bu korkunç vahşi dönüşümü çocuklarla ilişkilendiremiyor zihin. acımasız babaların arsız doymaz hırslarından korkuma, çekindim hep çocuklarım olması fikrinden bunca zaman işte. şimdi burdalar artık, şimdi elimden gelebilecek mi bilmeden, daima mutlu kalabilmelerine çalışmaktan başka bir şey yok yapacağım. ben onları neşelendirmeye çalışırken bugün, ben bunları yazarken buraya şu an, yeni babalar yeni acılar içinde kavruluyor dört yanında dünyanın.

dünyanın her günü, çocukların oyun günü, öyle bırakamıyoruz. dünyanın bütün babaları, bütün evlatlar, zarar verdiklerinin de birilerinin evladı, babası olduğunu hatırlayabilseydi keşke o an. şu an ben yıkanmakta olan bebeklerimin ufacık sızlanmalarından kaçarken en uzak odaya, bu şehirde bir başka baba, ölü bedenini bekliyor evladının, ağıtlar arasında...

babalar gününüz kutlu olsun...

bu ve benzeri günlerin hepsinden tez zamanda kurtulunsun. hepimizin günüdür zaten, hepimizin istisnasız olduğudur çocuk, her ülkenin her günü çocukların, her insan evladı artık doğduğu gün gibi tertemiz olsun.

babalar "baba" olsun, babalar çocuklarına başka çocukları ve babaları da anlatsın, anneler anneleri. yeter doluştuğu yalan dolan kurmaca değerlerin, savaşmak için üfürükten sebeplerin tazecik zihinlere, çocuklar insanı yiyip bitiren bütün mavalların canına okusun, çocuklar artık, kendil çocuklarını beklemeden de anlasın sevgisini de, acısını da evladın.

çocuklar baba olacaklarsa bir gün, şimdi nasıllarsa öyle kalsınlar, babalar, ara sıra gözlerini ayırıp biricik yavrularından, diğer babalara baksınlar çocuklarını sarıp sarmalayan... insan evladına diş bileyen, el kaldıranlar, indirmeden önce bir an için olsun kendi çocuklarının çaresiz, çırılçıplak, savunmasız, pirüpak bakışlarını hatırlasınlar.

hatırlasınlar ki vazgeçebilsinler.

ki babalar günü kutlu olsun...

0 yorum:

bak buraya

Related Posts with Thumbnails