bikalemun neco ölmüş

ne güzelsin hala, ne güzeldik, ne oldu, ben yine oyuna daldım değil mi, yoksa böyle demezdin sen, yine oyuna geldik değil mi? hayrımız olmayacak galiba birbirimize gerçekten, haklısın, hayır duydun mu ağzımdan bir kere? senin hiç suçun yok, bak, ne güzelsin hala, ama ben artık sadece sevdiğin erkeğim, korkuyorum sevgilim. yanında yer olmamalı bence böyle birine, seni canlı tutabilmeli, tutsun istersin, tanıdım ben seni, yeni değil bu, dördüncü cümlenden beri… sevgilim… korkuyorum, bu çok çirkin bir hareket, bana davranışı değişti bütün oyunların. hani çok iyiydim, ne kural dışı bir şey yapardım ve ne güzel numaralarım vardı kimsenin bilmediği, bak; kimse bilmiyormuş kıymetini.

gazeteye çıkmışım bugün başka bir isimle, hangi yüzle bilmem. ölmüşüm bugün gazetelerde ve hep arkada kalmayı tercih etmişim. arkadakilerin en önündeydim ben bir zamanlar, fırtınalar gezdirirdim yanımda, değdiğim her şey uçuşurdu. haritalar çizerdim senin gözlerine hatırlıyor musun, şimdi yolumu bulamıyorum, onca harita onca yol senin gözlerinde hala dünya, benim yaşadığım yer yok üzerinde, ismi değil sadece, öylece; yok. benim sana bakacak yüzüm yok, duydum ki bugün gazetelerde anılmışım, öyle yazılar yazmışlar ki, çok sevilen biri sanılmışım, yanılmışım.

gelirken buraya, kedi gördüm, ufacık, öyle çok istedim ki: o, benmişim. eve geldim kedi burada, buralara gelirken bu iş yazılanları okumuştum, en son ne zaman acaba, kedi gibiyim demiştin, yalnız kaldın belli çok zaman, öyle acıklı bağırıyorsun ki sesim geldiğinde eve, artık belki birisine vermek gerek bütün kedileri, bakamıyorum artık, utançtan belki de, ama dur biraz, ağlıyor muyum ne! kendi kendime bakamıyorum, bütün güzel kedilerin bir evi olsun istiyorum, öyle aç ve üzgün bakıyorlar ki hepsi, sesleri öyle kıyametler koparıyor ki, ve öyle değişik parlıyor ki tüyleri, elimden bir şey gelsin istiyorum, kendi kedime bakamıyorum, utancımdan. rakı şişesinde balık tutmaya kalkışıyorum özenip şair amcalara, bir kadehle kedi oluyorum, bir fare tutmuş değilim, bak, yine ve sebepsiz, ağlıyorum.
gücüm yetmediğinde sinirlerim geriliyor artık, eskisi gibi değilim, sarı perdelerde kara büyüler yapıyorum, tutmuyor, sütü dökülmüş aslan gibiyim. aslan gibiydim, biliyorsun sen, ormanlar kralı hokkabaz şairdim sen varken, illüzyonlar yaratırdım sözlerimle, ellerime hayrım yok şimdi, pelerinle geziyorum çakıl taşlı site sahillerinde artık, dermanlar kralıydım sevgilime, ne oldu bu şehrin güzelliğine, ne güzeldi ve sen ne güzelsin hala; niye başka yerde?

korkuyorum, bir dizi oynuyordu televizyonda, sen buradaydın o sıra, bitiyordu ve bitmesin istiyorduk, hatırlıyor musun, ne demişti hep iyi kalpli bilge adam, duyuyor musun: “yok ki bir şey, bitsin…”. korkuyorum sevgilim, ben bitiyorum, sen gelme, buralar boyu aşıyor, ben bile yüzemiyorum, havada değilim ama yere basmıyor ayaklarım, hissetmiyorum. iki kere iki göt olmuş, hesaplarımız tutmuyor ve en acısı da ne biliyor musunuz; her yerde yalanlar söyleniyor. şarkılar söylerdik bağıra çağıra, sonra ben bir kitap okumaya başlamıştım sana öz eş, o kitabı gördün mü ne hale geldik, hatırlıyorum, o kadar güzel şeyler yazılıydı ki içinde, okunmuyor artık. yakını göremiyoruz artık belki, belki yaşlandık, uzağa bakamıyoruz, canım, biz neco’yla bir batağa saplandık korkarım. ölmüş bile bugün yarın ve gazetelerde yer almış, iyi bu, belki sıra bendedir, korkuyorum. bir yandan hala çok kızıyorum kendime çünkü biliyorsun, hala nelerden korkuyorum, senden ve yarınından sanırım, can sıkıcı olmaktan, yarımdın sen benim, ben artık yarım bile değilim, hayli züğürtledim. kilolar almıştım, bulamıyorum, sana neler almıştım, duruyorlar değil mi, kaybetme, ben duramıyorum yerli yerinde.

seni evinden almıştım, bir bardak su elinden, yerlere dökmüştün, anlatmıştın sonradan, gülmüştüm. senin gözlerinde yeni bir hayat görmüştüm, ve ben sevgilim, işte bunu öldürdüm. ağlıyorum, korkuyorum, ama affet, biliyor musun, ben o sokağa ilk defa o gece girmiştim, ne iyi etmişim, seni ne çok sevmişim, başka hiç. özür dilerim sevgilim, bunu yapmak istememiştim, ama bugün basıp kaydığım suyu sen o gece dökmüşsün, farkında değildim ben, gazetelerden öğrendim, ayakların ıslanmasın diye, ölmüşüm…

0 yorum:

bak buraya

Related Posts with Thumbnails