teşekkür ederim unutmadığın için, geçti ama doğum günüm. hızlı hızlı yürüyordu, elinde bir sürü kâğıtla, önümden geçti gitti. ben de tam göremedim, emin olamadım o olduğundan bir müddet, çünkü çok ses yapardı eskiden, arkamdan gelirdi her yere ve mutlaka uğrardı geçerken. fakat bu defa hiçbirimiz fark etmedik, ben bile, hala emin değilim; o muydu o kadar çok içkiyi içip kalabalığa karışan? garip geldi biraz aslında, çünkü üç beş kişi gelirlerdi buraya hep ve alkol almadıkları zamanlarda bile bütün çorbacıların en gürültülü masasına otururlardı, şen şakrak bir ekipti bunlar, rakı içerlerdi alkol istediklerinde böyle kendilerine özel günlerde, o saatlerde benim bulunduğum yerde yok diye belki, girmediler. belki de birbirleri ile de görüşmüyorlardır artık, yeni ve daha da özel günleri vardır belki hepsinin, tek kişilik olamayan. gerçi onlar da tek kişilik olmamışlardı şu yıllara kadar, yeni bir yıl gelene kadar da olmamaları gerekti zaten matematik gereği, bir yanlışlık olmalıydı bu işte bana sorarsan, ya da kös kös geçerken önümüzden biz, ikimiz o şarkıyı kamuya açık alanlarda bağıra bağıra söylerken içinde bulunduğu durum tam ve mutlak bir yalnızlık olmalıydı; asıktı çünkü yüzü.son birkaç görüşmemizde belliydi böyle olacağı, sanki ayıp olmasın diye öyle bir uğruyordu, şeklen, gelmemek gibi bir seçeneği olmadığından, ama yine de nezaketi elden bırakmıyor, kendini gösteriyordu bana. bu defa her seferkinden daha kötü davrandı, belki bir şeye kızmıştı, ama ben ne yapabilirdim ki, neden beni suçladı, ben, ne yaptım ki? olmuyor, yapamıyorum işte bir şey, o da anlamıyor beni.
sen unutmuş muydun yoksa doğum günümü, gerçi boş ver, o zaten, artık, beni sevmiyor.
0 yorum:
Yorum Gönder