10 ekim ne güzel

rütükü yazacaktım, mesai yetmedi, yastığıydı, kavgasıydı, donuydu sütyeniydi, uzun vakit istedi, hem ticaret hem edebiyat zor. yiğit desen, kabak tadı verdi, sadece angut değil, faşistim de diye bağırıyor artık...(*) arada tivitıra yazdım, feysbuka da, doğum günüm 10 ekim diye. aynı zamanda -hem de 1992'den beri, çok çarpıcı bir tesadüf benim için- dünya ruh sağlığı günü...

fikrimce hepimizi ilgilendiren üç günden biri. çünkü diğer dünya bişey günleri hepimizi bağlamıyor.örnek çok, sevgililer günü sevgilisi olana, sigarasız dünya günü sigarayla problemi olana, öğretmenler günü öğretmene öğrenciye ve saymakla bitmez dünya bilmem ne günleri işte. babalar günü bile çok kişiyi ilgilendirmiyor, "oğul" isa'yı bile. ama bu gün, farkındayız ya da değiliz, kabul ederiz etmeyiz, hepimizi yakından ilgilendiriyor. fiziki sağlık da önemli elbet, ama insan evladı ruh sağlığını kaybetmediği sürece her şeyin üstesinden gelebiliyor gibi.

gerçi yanlış yönlendirmek istemem, kendim de emin değilim ki, sanki deliye bağlasak, her şey daha kolay, daha güzel mi? bilemedim işte...


en son bir iki hafta önce, tunus caddesi'nden sürekli bağırarak -şarkı söyleyen ya da küfürler savuran- geçen kulaklıklı adam önümden geçtiğinde sıkıldı canım. oradaki insanların bir kısmı anıra anıra güldü adama bakıp. neye güldüklerinin farkında bile değiller oysa. ya da farkındalar, ama insan olduklarını hatırlamaya çalışmayan kafalara sahipler. evren böyle işte, kaya kadar kafa koymuş bazısına, içine fındık kadar beyin atmamış...
(*) rütüke vakit ayıracam gerçi, üstelik yiğit oraya da bulaşmış, şifreleme fikri falan. ülkemizin böylesi bir fikir adamına ihtiyacı belirgin zaten, hıncal yaşını aldı.

0 yorum:

bak buraya

Related Posts with Thumbnails