bu üç nokta benim çantadaki yedeklerden değil, kendi imkânlarıyla girdi araya, bir sevimli gibi adamın girişken katkılarıyla. ara verdik beş on dakika, bu arada hemen tanışmış bulunduk çevrendeki çemberin bütün noktalarıyla. merkeze uzanamıyor çapım, yarım bile değil, çünkü sevimli suratlarla süslenmiş adamların yarısı bile gerçek değil. aslında sen de gerçek değilsin, güzel bile sayılmazsın şıklığını ve duruşunu saymazsak, ya da yanaklarını yakan kibriti. ama ben de hastası değil miyim zaten sanal ortamların, daral gelmeleri değil mi üstüme beni hasta eden, o zaman, keyfim yerinde diyebiliriz, demeliyiz soranlara, sen benim canımı sıkıyorsun diye taş evler kurmamak lazım iyi kalpli tümüyle gerçek insandan araziler üstüne. ben duvarcı ustası olmalıydım galiba küçük şehirlerde, ama oynak zeminlerde her sarsıntıda devrilip devrilip kalkan binaların temelinde amele kaldım işte sen ve diğerleri yüzünden, bütün tanıdıkların gözünde. tanıdığım bütün senler yaşlandı gözümde, ama boş ver, gül sen, nereden bileceksin ki, şu koskoca kahkahanın ufacık titreşimleri bile domino taşları gibi yıkıyor hazır betonları, en sondaki benim üzerimde yine.
baksan biraz civarıma, göreceksin oysa, kalemim siyah, tek muhabbetim şimdi şu ufak mengeneyle, ortak kullanıyoruz bir şapkayı, siyah, biram bile. ama kesme sen, gül, bak bu kadar
siyah içinde, dört kızın önümdeki, üçü bembeyaz, komik olabilir ama en azından arkamdan gülme, ağır tüyleri vardı ya ceketinin bir önceki söyleşimizde, onların yönünü değiştirdim sen yokken biraz önce, anlaşıldı ki bütün mesele buymuş. belki uyanmalıydım sen saçlarının şeklini değiştirdiğinde o gece, kıl tüymüş bütün mesele, o ağırlığın hepsi saçlarının şeklinde ve tüylerin üzerindeymiş; okşadım, geçti.söyleyeceklerim bitti derken tam, yanımdan siluetin geçti, bakmadan yüzüme, belki çekindi, ama o gün de söylemiştim sana yanlış hatırlamıyorsam, birazını bugün; ben bir enteresan kişiyim bu cemiyette, aşık olduğumda kendime anlatırım herkesten önce ve çoğu zaman sadece, çoğu zaman kapanır böylece bu iş, ya da en fazla, ufacık bir şey isterim. demiştim ya, adını öğrenmek istiyordum, aşka benzer bir şey dolaşıyordu peşimde, öğrendim işte, geçti, şöyle: …
yine de isterdim, bir kere de sen söyle, benim gitmem gerekiyor çünkü artık, daha fazla geciktirme.
resim:www.studiodestruct.com
0 yorum:
Yorum Gönder