futbol... bir süre önce fenerbahçe taraftarlığını neden bıraktığımı anlatırım bir ara falan yazmıştım.(*) gerçi bir tek bu değil, sonra yazarım dediğim başka şeyler de var, hepsinin notunu aldım... sözüm söz, ama bugün, futbola girdik işte. mevzu basit aslında, 96 yılında fenerbahçe şampiyon oldu. olduk yani. radyo odtü'de spor programı yaparken ben, aykut, oğuz, rıdvan ve parreira'yla röportaj yapmamdan çok kısa süre sonra. programda verdiğimiz hediyeleri sağlayan mağazadan şampiyonluk formam da geldi hatta, koleksiyonumun en değerli iki parçasından biri.
ama hemen sonra "şen ali" oğuz çetin ve aykut kocaman'ı takımdan yolladı. oğuz çetin, fenerbahçe taraftarının imparatoru, ve aykut kocaman, kralı! imparator da üzdü elbet, ama kral... ilk maçında, hafta boyu idman yapmadan 2. yarıda oyuna girip, 0-0'ı 5-0'a taşımıştı 4 golle. dedemin -rahmetli, fanatik galatasaray'lı- neden bu kadar hayıflandığını anlamıştım oğuz-aykut'u fenerin kapmasına. ondan sonra zeki bir futbolcu, çevik bir jimnastikçinin kocaman bir golcü oluşunu izledik yavaş yavaş, yıllarca. daha iyi bir "18 içi gölcüsü" gördük mü, bilmiyorum; altı pastan bile aşırtma gol atan, simoviç'e "nereden girdi o top" dedirten, incecik çalımlarla kıvrıla kıvrıla defansı sersemleten, en fantastik golüne bile abartısız sevinen bir acayip golcü...
ben, futbolcu olarak sevmiştim onu, 14 yaşımda henüz futbol oynarken gelmişti fenerbahçe'ye, sırtıma 11'den başka numara giymedim ondan sonra. özendiğim adamdı işte, gollerine, efendiliğine. onun gibi olmak istiyordum, fenerbahçe'nin efendi, süper golcüsü falan işte. ben olamadım, futbola devam edemedim, kimin suçu bilmem, bilsem de suçudur demem. aykut oldu. hem de efendiliği sonucu, fenerbahçe'den oldu. trabzon'da şampiyonluk getiren golleri atan oğuz ve aykut'u şen ali fenerbahçe'den yolladı. birol özdemir kardeşiniz de o günden sonra, taraftarlık macerasını noktaladı.sonra... istanbulspor günleri, yardımcı hocalık, son sezonunda oyuncu-menajer (o sezon sadece 200'ler kulübüne girmek için oynadı, 200 golle kariyerini noktaladı.)... ardından teknik direktörlük kariyeri, atatürk'ün sevdiği sporcuyu görmemiz: zeki futbolcu ve çevik jimnastikçimizin, ahlaklı da bir adam olduğunu iyice anlamamız, barış tut'un "kocaman bir adam" kitabıyla, iyice tanımamız.
aykut kocaman üzerine asıl söyleyemek istediklerim ve neden bu kadar "kocaman" olduğunu düşündüğüm, bundan sonra bulacağım ilk geniş zamanda huzurlarınızda olacak efendim.
yazıda bahsedilen müşkül durum, anlaşılacağı üzere, aykut'un fenere dönmesi. sen de dön baskısı var, eski takımdaşlardan :)
3 yorum:
bu ne demek ?
ali şen'in bu ikiliyi harcadığı gibi harcamışsın fener'i sebep sırf buysa. muhtelif nedenlerden ötürü kapıma gelse 1 bardak su vermem ali şen'e, ama fenerbahçe'nin çimlerini sırtımda depo taşıyıp sularım.
saygılar...
1. ne ne demek? bir de adsız olmak fena bir şey değil mi? ben istemezdim doğrusu.
2. talento'm, başka sebepleri takib eden yazıda girizgah yaparım senin için artık :)
Yorum Gönder